Gebze’nin eski köyü Tavşancıl’ın tarih kokan sokaklarında, siyah-beyaz bir karenin içine hapsolmuş o vakur bayram sabahı, aslında koca bir neslin hikayesini anlatıyor. Fotoğrafın merkezinde, boyundan büyük bir heyecanla mikrofona uzanan, tertemiz beyaz yakası ve siyah önlüğüyle şiirini okuyan o küçük öğrenci duruyor. Hemen yanı başında, öğrencisinin her kelimesini gururla takip eden, dönemin o ağırbaşlı ve disiplinli öğretmen figürü…
Arka planda ise meraklı gözlerle töreni izleyen diğer öğrenciler ve onlara eşlik eden meslektaşları, bir köy okulunun tüm samimiyetini kareye taşıyor. Kerpiç ya da taş duvarlı binaların önünde kurulan bu mütevazı kürsü, o yıllarda sadece bir bayram kutlamasını değil, aynı zamanda geleceğe duyulan sarsılmaz inancı simgeliyor. Rüzgarın sesine karışan çocuk sesi, etraftaki sessiz bekleyiş ve bir ulusal bayramın getirdiği o tarifsiz ciddiyet, bugünden bakınca insanı hem duygulandırıyor hem de derin bir özlemle o yılların sadeliğine götürüyor. Geçmiş zaman olur ki, hayali bile cihana değer cinsten bir an bu.
Cengiz Akgün

